logo

ÇATIDER’den 17 Ağustos Depremi’nin yıldönümünde uyarı!

Logo catider 60x49 300 dpi copy (Small)Çatı Sanayici ve İş Adamları Derneği (ÇATIDER) tarafından Türkiye’yi sarsan 17 Ağustos 1999 Depremi’nin yıldönümünde yapılan açıklamada, çatıların standartlara uygun ve güvenli olmasının depremde hayati öneme sahip olduğu belirtilerek, “Türkiye nüfusunun yüzde 95’i deprem tehdidi altında yaşıyor. Bugün modern standartlardan uzak, geleneksel metotlarla yapılmış yaklaşık 7 milyon çatı var. Konut stoğunun yüzde 60’ını 20 yaşın üstündeki binalar oluşturuyor ve kayıtsız konutlar var.  Bu çatıların deprem, fırtına gibi doğal afetlerde risklere yol açmaması için uzman kuruluşlar tarafından kontrol edilmesi gerekir. ÇATIDER’in yürüttüğü eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarıyla, bu konudaki toplumsal farkındalık son yıllarda arttı” denildi.

Çatı Sanayici ve İş Adamları Derneği (ÇATIDER) Yönetim Kurulu Başkanı M. Nazım Yavuz, 17 Ağustos Depremi’nin Türkiye için çok büyük bir uyarı olduğunu belirterek, 55 ili birinci derece deprem bölgesinde yer alan bir ülkede yapıların hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Türkiye’nin, depremin zararlarını gelişmiş ülkelere oranla çok daha ağır yaşadığını hatırlatan Yavuz şunları söyledi:

“17 Ağustos 1999 ‘da Marmara Bölgesi’nde, 2011 yılında Van’ da ve en son Mayıs ayında Ege ve Marmara Bölgesi’nde yaşadığımız depremler, konutlarımızı ve yapılarımızı güvenli hale getirmememiz gerektiğini ortaya koyuyor. Ülkemizde maalesef yaklaşık 7 milyon binanın çatı-cephe yalıtımı yok veya yetersiz. Bu çatıların büyük bölümü, geleneksel uygulama metotları ve malzemelerle yapılmış.  Güven vermeyen çatılar, depremde oluşabilecek riskleri artırabilir. Deprem anında güvende olabilmemiz için yapıların temelden çatıya kadar her bölümünün dikkatli projelendirilmesi ve inşa edilmesi gerekiyor. Ana binanın taşıyıcı yapısı yıkılmadıkça (duvarlar, kirişler, parapetler, bacalar gibi) çatılarda yıkılmadan söz edilemez. Ana binanın yapısının sağlam ve dayanıklı olması halinde, üzerinde yer alan çatıyı her şart altında taşıması gerekmektedir. Deprem ve fırtına gibi afetlerde yaşanabilen çatı uçma olaylarının önlenmesi için çatıların uzman kuruluşlar tarafından yapımı ve kontrolü gerekiyor.”

Çatı depremde hasar görmeyecek, parçaları çevreye savrulmayacak şekilde yapılmalı

ÇATIDER’in, kamuoyunu ve sektörü bilinçlendirme amacı ile üretici, distribütör ve uygulayıcı firmaların desteğiyle 12 yıldır faaliyet gösterdiğini hatırlatan M. Nazım Yavuz,  bu konudaki toplumsal farkındalığın artmasında ÇATIDER’in büyük katkısı olduğunu söyledi. Yavuz şöyle konuştu:

“Güvenli çatı yapımında yapının tipine göre mimar veya mühendis tarafından hesaplanmış, tüm detaylarıyla çizilmiş, malzemeleri tarif edilmiş bir projenin olması gerekiyor. Çatı bütünü içindeki, özellikle kalkan duvar, parapet duvarlar, baca gibi ağır yapı bileşenleri deprem sırasında yıkılmayacak, yapıdan ayrılarak çevreye savrulmayacak şekilde projelendirilmeli ve projeye uygun olarak inşa edilmelidir. Depremlerde yaşadığımız çatı yıkılmaları genelde bu sebeplerle yaşanmaktadır. Şiddetli rüzgârlı havalarda, fırtınalarda  sıklıkla rastlanan çatı uçma olaylarının önüne geçilebilmesi için özellikle çatının binaya doğru bağlanmasına özen gösterilmelidir.”

Sağlam çatılar için sadece çivi değil vida ve ankraj sistem kullanılmalı

Çatıların deprem olmasa bile binadaki durumları gereği sürekli basınç ve çekmeye maruz kaldığını belirten Yavuz, “Çatıların betonarme malzemeye bağlantıları, her yönde gelebilecek yükleri alabilecek şekilde uygulanmalı. Sadece çivilerle yapılan bağlantılarda uzun vadede performans düşer. Vida ve ankraj sistemleri kullanılmayan yani betonarme yapıya sabitlenmeyen yanlış uygulamalar, bu noktalarda zayıflığı ve deprem açısından ciddi riskleri oluşturur” diye konuştu.

Çatıların üzerindeki su depoları, çanak antenler de riski artırıyor

Tehlikeli bir çatının bulunduğu sokak için de tehdit olduğunu kaydeden ÇATIDER Başkanı M. Nazım Yavuz, “Çatılarımızın çoğuna su depoları, çanak antenler, sıcak su sağlamak için kullanılan güneş enerjisi ısıtıcıları, hatta bazen baz istasyonlarının bile konduğunu görüyoruz. Bu ekipman ve sistemlerin çatı üzerinde yer almaları bir hesaba ve projeye dayanıyor, usulüne uygun olarak yapılıyor ve yapımları denetleniyorsa sorun yaşanmaz. Ancak maalesef ülkemizde sıkça gördüğümüz üzere izinsiz ve bilgisizce yapılan bu ilaveler, rüzgar, fırtına, deprem gibi durumlarda üzerinde bulundukları yapı ve çevredekiler için ciddi yaralanma ve ölümlere sebep olabiliyor. Çatının böyle sistemleri taşımadığı görüldüğünde tedbir alınmadan çatı üzerine ilave yükler konulmamalı. Türkiye’de çatılar sadece düşey kuvvetler göz önüne alınarak, uzman olmayan kişiler tarafından yapılabiliyor. Depremdeki yatay yükleri karşılayan çapraz bağlantıların çatı, kolon, makas düzlemlerinde yapılmaması veya eksik yapılması deprem anında hasar ve yıkımlara sebep olabilir. Tüketiciler, mimar, mühendis ve müteahhitler, çatılarla ilgili her türlü konuda bu alandaki tek başvuru mercii olan ÇATIDER’e başvurabilir” dedi.

Share
1333 Kez Görüntülendi.